Install this theme
Başlıksız

Her yerim bir geçmiş anıdan ibaret. Zaman o kadar hızlı geçiyorki durup hatırlayamıyorum. Ambulansın siren sesleri. Yeni yılın ilk haftalarında eski yılın tarihini yazmak, alışkanlık. Üzüntüler, bir sürü. Kahkahalar benden ibaret. Güya 23 yıl. Bir de bana sorun. Görmeden bastığım su birikintileriyle bilmeden aldığım kararlar bir. Yeni güne güzel şarkıyla başlamak umuttur. Sonra geri kapatmak yine alışkanlık. Aşık olmak için karar vermedim hiç, mutluyum. Ağlamaya karar verdiğim oldu, olsun. Koltuğum sırtımı ağrıtıyor, ışık yetersiz, ekran küçük. Yollar güzel, zaman az. Sabah çok çabuk oluyor, akşamsa bazen geç. Kahvemi içmeyi hep unutuyorum, yine soğuk. Güçsüz insanlar kendilerini sevdirmeye çalışıyor, güçlünün öyle bir derdi yok. Eski evler boş, tanıdıklar sinir bozucu. 

Hayat güzel, her şey normal… Üç nokta hep hüznün sonuna konur. Mutsuzlar, gülümseyin, çekiyorum!  

Tarifsiz Kelimeler

Radikal Köşe Yazarı Tuğba Kıraç’ın etkileyici yazısını sizinle de paylaşmak istedim.
Buyrun;

TARİFSİZ KELİMELER
Ve gün gelir, dünyanın diğer ucunda, benzer yanlarınızın olmadığını sandığını yabancı bir millete ait bir kelime duyarsınız; insanın gerçeğini incelikle yakalayan, bir çırpıda bütün hikayeyi anlatan, hislerinize tercüman olan.

İşte, dünya üzerinde çok asyıda insanın ortak duygularını ve hallerini dile getirdiğini düşündüğüm ve derin anlamlarını etkileyici bulduğum 10 kelime;

Mamihlapinatapei (Yagan Dili): İki kişinin keskin bir sessizlik içinde, aynı duygularla göz göze gelip, her ikisinin de istedikleri bir şeyi başlatmak için dayanılmaz bir istek duymalarına rağmen ilk adımı karşısındakinden beklemesi.

Jung (Korece): Sadece çok şiddetli tartışmalardan, kalp kırıklıklarından sonra ayakta kalan ilişkilerin varlığını kanıtlayabileceği, sevgiden daha güçlü, çok özel duygu.

Ya’aburnee (Arapça):Yokluğu ile yaşamanın acısına dayanamayacağı için, sevdiği kişiden önce ölmeyi dilemek.

In La’Kesh (Maya Dili): Mayaların selamlama sözü. Anlamı; Birbirimizin başka yüzleriyiz.

Ilunga (Tshiluba Dili): İlk kez haksızlığa uğrayıp iyi niyeti suistimal edildiğinde affetmeye hazır olan, ikinci kez yapılan hatayı da hoş gören ancak üçüncü kez aynı durum tekrarlanırsa asla bağışlamayacak ve artık katlanmayacak olan kişi.

Saudade (Portekizce): Kaybedilenler için duyulan buruk özlem. Yitirilmiş bir aşk veya gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal, bizi benzer bir hasret duygusu içine hapseder. Şu anda sahip olamadıklarımızı, geçmişte ya da zihnimizde kurguladığımı bir gelecekte aramanın ve nasıl ulaşacağımızı bilememenin acziyle ezilmek, yine de hayal kurmaktan vazgeçmemektir. Kavuşmak istediklerimizi düşleyip tebessüm ederken, umutsuzluğun hüznüyle ağlamak gelir içimizden…

Litost (Çekce): Ünlü yazar Milan Kundera, diğer dillerde bu kelimenin muadilini aradığını fakat bulamadığını, bu kelime olmaksızın insanın özünü anlamanın imkansız olduğunu söyler. Litost, içimizdeki güçsüzlüğün ve zavallılığın ansızın ortaya çıkmasından doğan ıstıraplı hal, çaresizliğin öfkesidir.

L’Esprit de I’Escalier (Fransızca): “Merdiven ruhu” olarak adlandırılan durum. Bir tartışmada yapılan yorum karşısında veremediğimiz uygun cevabın, tam dönüp giderken, merdivenlerden inerken akla gelmesidir. Altında ezildiğimiz bir argumanın yönünü değiştirecek mükemmel sözü bulmuş olsa da artık çok geçtir.

Koi No Yokan (Japonca): İlk kez karşılaşılan biriyle ileride kaçınılmaz bir aşk ihtimali olduğuna dair güçlü sezgi… İlk görüşte aşktan farkı, hemen o anda hissedilen bir duygu, çekim olmaması… Gelecekte gerçekleşecek bir aşkın habercisi olan his.

29 Nisan 2012
Tuğba Kılıç

selcenhatun:

Ben zorunluluklara inanmam; mücadeleye inanırım. 
Yorgunluğa hiç inanmam; hala nefes alıyorsam.
Ondandır ki bana vazgeçmekten bahsetmeyin ben boğulmadan yüzmekten zevk almam.

Şu an yaşadığım her şey tanrının teşekkürü gibi. Bana senin aracılığınla teşekkür ediyor. 

Ben de seni severek ona; rica ederim diyorum. 

Seni seviyorum, rica ediyorum.

“Gelgelelim masumiyet, yaşam belirtilerinin azlığı demektir Şebnem.”